Pazarlama Anlayışı dönemleri

Günlük hayatın önemli bir bölümünü kapsayan pazarlama, çoğu zaman herkesin karşısına çıkar. Her birimiz gündelik rutinlerimizde yaşadığımız olaylarda farkında olarak veya olmadan pazarlama faaliyetinin tarafları oluruz. Ancak pazarlama kavramı tesadüfen içinde bulunduğumuz olgudan çok daha öte bir anlam içermektedir. Her ne kadar her birey kendi pazarlama anlayışına sahip olsa da temelde tüm bu bakış açılarının kesiştiği ortak bir nokta vardır. Dahası bu anlayış sistematiği yüzyıllar boyunca evirilerek günümüze gelmiştir. Günümüzde dahi anlayışların evrim sürecinin tamamlandığı söylenemez. Zira insanlık ve dünya düzeni değiştikçe onun ayrılamaz parçalarından biri olan pazarlama kavramı da dönüşüp gelişmeye devam edecektir.

Pazarlama Nedir?

Pazarlama kavramı esasında sosyal ve yönetsel açıdan incelenmelidir. Sosyal açıdan bakıldığında bir grup için değere haiz olan mal veya hizmetlerin gerek ortaya konulması gerekse de koşulsuz değiştirilebilmesi yoluyla, olgu veya objelerin istek ya da ihtiyaç duyan gruba ulaştırılma aşamasıdır. Yönetsel açıdan ele alındığında ise basit tabiriyle hizmet, fikir yahut malların satılma sürecidir. Kısacası pazarlamanın amacı kişisel ya da toplumsal ölçütlerde arzu edilen her türlü organizasyonun yaratılması için gereken gelişim, dağıtım, tutundurulma ve fiyatlandırma basamaklarının tamamlanması ve tüm bunlara ilişkin planlamanın maksimum fayda ilkesi ışığında yapılmasıdır. Dolayısıyla pazarlama işletmelerin başarısının olmazsa olmazıdır.

Çarkların fütursuzca dönmesinde bu denli güce sahip olan pazarlama kavramı temelde bu şekilde açıklansa da zaman içerisinde değişime uğraması da yadsınamaz bir gerçektir. Zira insanlığın ortaya çıkardığı her nosyon insanlık değişime uğradıkça evirilmeye mecburdur. Pazarlama sözcüğü zaman geçtikçe içerisine daha fazla anlamı sığdırmakla beraber pazarlama anlayışını da değiştirmektedir. Bu çift yönlü etkileşimin temel nedeni ise ekonomik gelişmelerin yarattığı ortamdır. Böylece ortamlar yeni pazarlama anlayışlarının çıkmasına katkı sağlar. Geriye dönük olarak bakıldığında ise bu kavramların dönemsel bazda nasıl farklılıklara sahip olduğu gözlenir.

Pazarlama Anlayışı Nedir?

Pazarlama faaliyetinin nüfuz ettiği tarafların pazarlamaya bakış açıları tasnif edilebilir. Bu bakış açısı olarak nitelendirilen ise kuşkusuz anlayıştır. Kurumsal olarak her işletme pek tabii ki farklı pazarlama anlayışlarına sahip olabilir. Hatta bundan öte bireysel olarak da pazarlamayı ele alış biçiminiz alışılagelmişin dışında şekillenebilir. Sonuçta pazarlama temelde beklenti ve beklentilerin karşılanması olgularına dayanır. Bir süreç yönetimi olan pazarlamaya çeşitli belirteçler ışığında yaklaşılabilir. Tüm bu yaklaşımlar ise farklı başlıklar altındaki pazarlama anlayışını oluşturur.

Pazarlama Anlayışının Dönemleri

Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler pazarlama anlayışlarında değişimler meydana getirmiştir. Yaşanan ufak farklılıklar bile pazarlamanın evrimine katkı sağlamıştır. Tarihsel serüveninde çok çeşitli noktaları esas edinmiştir. Ancak ortak nokta ise düşüncenin arkasında döneminin izlerinin bulunması ve onu yansıtmasıdır.

  • Üretime Yönelik Pazarlama Anlayışı

Bu düşünce en eski anlayışlardan biridir. Anlayışın mantığı “Ne üretirsem onu satarım” şeklindedir. Yani bu düşünceye göre işletmelerin odaklanması gereken tek şey üretim aşamasıdır. Üretilenin özellikleri ya da tüketicilerin üretilenle buluşturulması önemsiz görülmektedir. Aynı zamanda bu düşüncede tüketicinin alım potansiyelinin düşük fiyatlarla doğru orantılı olduğuna inanılır. Dolayısıyla bu anlayışın odak noktası verimliliği artırmaktır. Müşterinin istekleri ve pazarlamadan çok üretimle ilgilenilir. Bu anlayışın ortaya çıkmasının alt yapısını üretimin kısıtlı, talebin ise fazla olması oluşturur. Ayrıca rekabetsiz ortam ve tekelci güç ile tüketicinin bilinçsizliği de anlayışı destekler.

  • Ürüne Yönelik Pazarlama Anlayışı

Birinci Dünya Savaşı’nın etkilerinin hala sürdüğü ve dünyanın İkinci Dünya Savaşı tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı bu dönemde kaliteli ürün üretme anlayışı ortaya çıkmıştır. Bu anlayışa göre asıl olan mamulün niteliğidir. Olabildiğince başarılı, kaliteli ve uygun fiyatlı üretimler yapmak birincil amaçtır. Üretim performansı arttıkça tüketicinin pazarlama sürecindeki olumlu tutumu da devam edecektir. Bir önceki anlayışa göre tüketicinin artık bilinçli olması ve yavaşça ortaya çıkan rekabet, ürünü başrol yapmıştır.

  • Satışa Yönelik Pazarlama Anlayışı

Bu anlayış ise, işletmelerin ürünlerin satın alındığını değil satıldığını düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Rekabet ortamının daha fazla artması kaliteli ürün üretme fikrinin yetersiz kalmasına sebep olmuştur. Artık önemli olan husus ürünü satabilme becerisidir. Dolayısıyla işletmeler de değerlerini satış gücüyle ölçmeye başlamışlardır. Satışı artırmak için pazarlama araştırmaları yapılmaya başlanmıştır. Müşterinin ikna edilmesi aşamasında taleplerde aranan hususların üründe bulunduğu ve ürünün satın alındığı takdirde müşteriye oldukça yarar sağlayacağı şeklinde söylemlerde bulunulur. Diğer dönemlerden farklı olarak müşterinin daha fazla bilinçlenmesi ve birden fazla alternatife sahip olması da bu anlayışı ilke edinen işletmelerin başarılı olmasını sağlamıştır.

Geçmişte olduğu gibi ürettiğim kadar varım mantalitesinden sıyrılıp satabildiğim kadar yaşarım düşüncesi benimsenmiştir. Bunun haricinde bu düşünce kapsamında müşterinin ürünün satın alınması konusunda pasif olduğu ve onu harekete geçirmenin işletmenin görevi olduğu yer alır. Söz gelimi bir firmanın ürünlerini müşteriye destansı bir dille anlatması ve müşterinin ilgisini çekmeye çalışması bu anlayışın sonucudur. Somut bir örnek görmek isterseniz 1970’li yıllarda turizm sektörünün bu anlayış doğrultusunda hareket ettiğini gözlemleyebilirsiniz.

Günümüzde ise süper marketler başta yoğun reklam kampanyaları olmak üzere bu anlayışı benimsemektedir. Özetle tutundurma tekniğine dayalı bu anlayış satış yapabilmeye odaklanarak müşterinin satın alabilmesi için işletmenin hareket etmesi gerektiğini düşünür.

  • Rekabete Yönelik Pazarlama Anlayışı

Bu düşüncede müşteri işletmeye rekabetinde başarılı olduğu için verilen bir ödül yahut kazanılan bir hak gibi görülür. Dolayısıyla işletmelerin üretkenliğini artırmasını sağlar. Zira artık her işletme daha fazla sayıda müşteri istediği için mevcut pazarında öne çıkması gerekir. Buna göre bir işletme rakibinden daha fazla satış yaparsa bunu artırmak ve korumak için yenilikçi pazarlama anlayışları geliştirmesi gerekir. Öte yandan geride kalan işletme ise üst sıralara çıkabilmek için pazarlama stratejisinin güçlendirilmesi ve gerekirse yenilenmesine ihtiyaç duyar.

Aslında bu anlayış rekabetin, işletmelerin daha başarılı olmak için kullandıkları bir araç olarak görülmesini sağlar. Bu bağlamda işletmelerin göze çarpmaları için “farklılaştırılmış üstünlük” nosyonu içinde ürün yaratma veya var olan ürünü geliştirme süreçlerini başlatması gerekir. Bununla yetinmeyip pazara yeni giren işletmeye rakip olup onun “farklılaştırılmış üstünlük” kapsamındaki ürünlerini ekarte etmelidir.

  • Müşteriye Yönelik (Çağdaş) Pazarlama Anlayışı

Belirli aşamalarda müşteriyi aradığı ürünle buluşturma fikrine sahip olan bu anlayış 1970’li yıllarda ortaya atılmıştır. Üreticinin çıkarlarının doğrudan müşteriye bağlandığı bu anlayışta odak noktası müşteri memnuniyetidir. Bunu gerçekleştirebilmek için müşteriden ger bildirim almayı önemser. Müşterilerin istek ve önerilerini dikkate alır. Dolayısıyla müşterinin talebini yerine getirebilmek için pazarlama sürecinde araştırmalar yapması gerekir. Bunun için kendisine 3 tane aşama belirlemiştir. Şöyle ki, öncelikle müşterinin ne istediğini ve neye ihtiyaç duyduğunu tanımlar. Ardından tanımlanan ürünler için değer araştırması yapar. Son olarak ise talepleri karşılayacak ürünlerin bulunması, geliştirilmesi ve sunulması işlemlerini gerçekleştirir.

  • Sosyal (Toplumsal) Pazarlama Anlayışı

İşletmenin üretim ve pazarlama süreçlerinde topyekûn bir sorumluluk duygusu hissetmesini esas alır. Bu bilinçle geliştirilen pazarlama anlayışları toplum lehine olacaktır. Bu anlayışın işletme tarafından artısı ise potansiyel tüketici sayısını artırarak rekabet ortamında bir adım önde olmasıdır. Özetle bu anlayış toplumsal çıkarı üstün tutan bir yönelimdir.

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir